Terekeme-Karapapak / Project Manager / UI-UX Designer / Art Dictator / Mezar Taşı Okuyucusu / EYT’li
Terekeme-Karapapak / Project Manager / UI-UX Designer / Art Dictator / Mezar Taşı Okuyucusu / EYT’li
Geri Gelen Mektup Hüseyin Nihal Atsız Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.
Bugün çifte bayram yapıyoruz.Bildiğiniz gibi hem Ramazan Bayramı hem de 30 Ağustos Zafer bayramımızı kutluyoruz. Mutluyuz sevinçliyiz. :) Bayramlarımızı en içten dileklerimle kutluyorum.
Yüreğimize dolanın, kâinatımız olduğunu kafiyelemek ne tatlıdır. Gözlerimiz parlayan bir sevinçle güler, varlığına minnettar olduğumuz, benliğimizde kökleşir, mevcudiyeti, maneviyatımıza tesir etmekten geri kalmaz. Adımlarımızı sevk ve idare eden kör, sağır, dilsiz kuvvetlerimiz dermansızdır şimdi ve hükmettiğimizi sandığımız hislere zincirlerle bağlı mahkumlar gibi mecbur olduğumuzu gün geçtikçe daha iyi anlarız. Ve içimizde boş karanlıklar içinde yanan ışıklara benzer hasret duygusunu yoğun biçimde duyumsarız.
Tamamlanma ve yetkinleşme istemi olarak sevginin, yöneldiği varlık bakımından insanın kendisinden hemen sonra diğer birey ya da bireyler gelir. İnsan, sevginin yöneldiği varlık olarak en büyük ve en önemli yeri alır, çünkü sevgi değerlere açılmayı deyimler ve birey olarak insan da, bütün yüksek değerlerin taşıyıcısı ve gerçekleştiricisi durumundadır.
Ahlâki bir değer olmasından ötürü, sevgide özgürlük ve sorumluluğun temel oluşturduğu bilinince, sırf cinselliğe dayalı sevginin (aşkın) asıl sevgiden uzak bulunduğu kolaylıkla kabul edilecektir. Karşı cinsle birleşme isteğinden ibaret olan cinsel sevgi bireyin kişiliğini oluşturan özgün bir seçme ve kararlaştırma ile asla ilgili değildir.