İstanbul’u Sevmeye Başlıyorum: Haliç

Evet ben İstanbul’u sevmeye yeni başlıyorum. Hep derim “Ben bu şehrin belgesel filmini yapmış ama yinede sevememiş ve hiç sevmeyecek bir insanım”..

“İstanbul için film çekmiş biri bu şehri neden sevmez ki ” diye aklınıza sorular takılabilir. Boş verin unutun o soruları. Benim bu sevmem için bir sebebim yok. Peygamber övgüsü almış olabilir, uğruna nice canlar gitmiş olabilir, büyük savaşlar yaşanmış olabilir, büyük bir tarihi olmuş olabilir, büyük aşkların sahibi olmuş olabilir, muhteşem boğazı olabilir vs vs vs ama benim sevgimi hiç kazanamadı bu şehir.

Sevdiklerimin bu şehirde yaşaması da beni bu şehre bağlamıyor.

İşte böyle yukarıda yazılanlar gibi .

Hep böyle derdim ta ki geçen gün Sosyal Medya Kampı için Kadir Has  Üniversitesi Cibali Kampüsüne gitmiştim. Üniversite Haliç sahil de aslında Cibali diye geçen bi yerde tabi siz bunu biliyorsunuz her neyse ben orayı geçeyim.

Kamp saatinden çok önce gitmiştim bende vaktimi değerlendirmek için şöyle bir sahili gezmek istedim. Erken saatler olduğu için kimse yoktu sahilde , sadece balıkçılar ve gezi teknelerinin sahipleri. O teknelerde çalışan insanlar. O kadarcık. Bir de  evde uyuyamamış kendisi sahilin yanında ki çimenliklere atmış ve şekerleme yapan bir kaç insan :)

Hem sahili geziyor hem bu insanları izliyordum. Bir banka geçip oturdum. Haliç’i izlemeye devam ettim. Sessiz sakin huzurluydu. Daha öncede gelmiş ve Haliç’in bu güzelliğini görmüştüm. O gün o güzelliği iyice tatma fırsatı buldum.

İçimden şu cümleler geçmeye başladı ” Aslında ben bu İstanbul’u severim ama hep böyle olmalı”

Ama olmuyor işte bu şehri değil ben sessizliği seviyorum huzuru seviyorum. İstanbul’da o yok….

Ben Haliç’i değil. O’nun o gün ki huzurunu sevdim…

Vedat tarafından yayınlandı

Ne varsa bloğumda var!

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir