Cansın Olmadan Nasıl Yapacağız?

Bütün hayvanlar hayatlarını en iyi şekilde geçirmeye lâyıktır. Nedir ki onlar Tanrı’nın bize en güzel armağanıdır. Hele bir de hayatımızda bu sevimli dostlarımızdan biri yoksa biz gerçekten eksik bir insansınız demektir. Evimizde, bahçemizde, sokağımızda kısaca ulaşabildiğimiz her yerde onları sevgi, saygı ile sarmalı, sevecenliklerini içtenlikle kabul etmeliyiz. Daha yakinen tanıdığımızda onlarla ilgili pek az şey bildiğimizi görürüz ve ne çok şey kaçırdığımızı ..

Bu sevimli varlıklarla her zaman, her yerde ilgilenebilir az ya da çok sevgimizi gösterebiliriz; söz gelimi, kendi evimizde ki prensesimiz güzeller güzeli kedimiz, bizim gelişimizle bayram eden hatta taklalar atan, yolumuzu gözleyen, bizden başka bir ailesi olmayan ..
Cansın Olmadan Nasıl Yapacağız? yazısına devam et

Can Yücel – Kadın Dediğin

Can Yücel… Bu güne kadar pek fazla eserini okumadığım bir kişidir… Ama neden okumamışım diye şimdi dert yanıyorum :) Can Yücel’in güzel bir yazısını buldum (şiirde olabilir tam bilmiyorum) o yüzden diyorum bunu :) Bulduğum şey Can Yücel’in “Kadın Dediğin” diye başlayan bir yazısı… Gerçekten de bana göre bir kadını çok iyi anlatmış :)

İyi yazmışsın be Can Yücel :) Can Yücel – Kadın Dediğin yazısına devam et

Super Mario Crossover Oyunu

Super Mario çocukluk yıllarımın vazgeçilmez atari oyunlarından birisiydi :) Çocukluğumuz onun manitayı kurtarmakla geçdi diyebiliriz :)
Neyse efenim geçenlerde yabancı blogları dolaşırken super marionun gelişmiş bir oyununu gördüm gelişmiş derken gelişen şey super mario yerine ek olarak değişik 5 atari oyununun karakteri bulunuyor. Bunlar Contra,Megaman ve Link, diğer karakterleri çıkaramadım ne olduğunu :)

Biraz oynadım anladım ki hiçbir oyun marionun yerini tutmaz :D

Sizde oynamak ister misiniz? Eminim istersiniz :)
O zaman hemen aşağıda oyunu görebilirsiniz
indirmeden oynayabilirsiniz :) Super Mario Crossover Oyunu yazısına devam et

Egemenlik Kavramı

bayrakMustafa Kemal Ankara’ya gelişinin ertesi günü (28 Aralık 1920) şehrin ileri gelenleriyle yaptığı görüşmesinde şöyle der:

<< Bir millet, varlığı ve hakları için bütün kuvvetiyle, bütün fikri ve maddi güçleriyle alâkadar olmazsa, bir millet kendi kuvvetine dayanarak ve bağımsızlığını temin etmezse, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz .. Bu sebeple teşkilatımızda milli güçlerin etken ve milli iradenin egemen olması esası kabul edilmiştir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnızca bir egemenlik tanırlar: Milli egemenlik .. >> (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III, C.I, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü yay., Ankara 1997, s.11.) Egemenlik Kavramı yazısına devam et

Türk Meselesi

<< Başlangıcında, Doğu – Batı ayrımından başlayıp, Hıristiyan – İslâm ayrımcılığıyla devam eden ve Batı’nın amansız ” barbalar ” sendromuyla taçlandırdığı ” Türk Meselesi ” konunun temelini oluşturmaktadır. Burada her ne kadar ” İslâm ” olgusu bir dini, kültürel ve ayrılık fenomeni olarak algılansa da, bu fenomen geçici bir vak’a fakat, Türk olgusu, asla geçici bir fenomen değildir. Çünkü mevcut İslâm ve şiddet olgusunun tarihi kaynakları Endülüs Emevilerinin, İspanya’dan atılmasıyla ve Arap – İslâm tarihi I. Dünya paylaşım savaşıyla Orta-Doğu’da teslim alınmıştır. Bu noktada herhangi bir varlık göstermekten uzak, lapalaşmış bir hayat tarzına mahkûm Arap İslâmı, Batı için köklü bir düşman olamaz. Batı’nın bu anlamdaki düşmanlığı, zaten İslâm Arab’a değil, doğrudan doğruya, Hıristiyanlığı geçersiz kılan Hz. Muhammed’e ve onun öğretilerini her şeye rağmen referans kabul eden canlı, enerjik, idealleri olan İslâm Türklere karşıdır.

Türk Meselesi yazısına devam et